Home / Yazarlar / Türkiye Türksüzleşiyor (1)

Türkiye Türksüzleşiyor (1)

Bir ulusun yaşadığı ülkeye o ulusun adı verilir. Çinlilerin yaşadığı ülkeye ÇİN, Arapların yaşadığı ülkeye ARABİSTAN, Türklerin yaşadığı ülkeye TÜRKİYE dendiği gibi.

Bir ülkede hep aynı ulustan insanlar yaşamaz; değişik uluslardan insanlar da yaşar. Tarihî, siyâsî, ekonomik zorunluluklar bunu gerekli kılar.

İnsanlar, kökenleri kendi uluslarından değildir diye başkalarını aşağılama, onlara yaşam hakkı vermeme yoluna gidemezler. Herkesin istediği yerde yaşama hakkı vardır.

Uluslar birbirleriyle ekonomik, kültürel, siyâsal vb alanlarda alışveriş yaparlar. Ancak bu durum, ulusları ulus yapan değer ve birikimlerin yok edilmesini, ulusların melezleşmesini gerekli kılmaz. Her kişi ve ulusta kendi kimliğini koruma içgüdüsü vardır.

Türkiye’nin Türksüzleşmesinden kastımız nedir, bu nasıl oluyor, onu açıklayalım. Türkiye’deki Türklerin bütün özelliklerini ideal ölçülerde üzerlerinde bulundurmayışları, ırkî ve sosyal özelliklerini her geçen gün kaybedişleri Türkiye’nin Türksüzleşmesidir. Şöyle de diyebiliriz:

Türkiye dil, kültür, eğitim, giyim-kuşam, üretim, tüketim, teknoloji, askerî,  siyâsî vb tüm alanlarda olması gerektiği gibi olmadığından, bu yönleriyle hep kayıp verdiğinden Türkiye Türksüzleşiyor.

Ulus olmanın ilk koşulu/şartı dil:

Bir ulusu ulus yapan değerlerin başında dil gelir. Dilleri bir olan insanlar anlaşabilirler. Aynı dili konuşmayan insanlar  kaynaşamazlar, uluslaşmalaşamazlar. Mevlâna’nın: “Aynı dili konuşanlar değil, aynı inancı paylaşanlar anlaşır” sözü tarih ve sosyoloji bilimleri açısından yanlıştır. Bu sözü ikiye bir meydanlara asan Konya Büyükşehir Belediyesi dil birliğimizi, milletleşme bilincimizi küllendiriyor; millî birlik ve gücümüzü zayıflatıyor.

Aynı duygu ve inancı paylaşan insanlar anlaşacaksa, Müslüman ülkeler neden ayrılar, Arap ülkeleri neden ikiye bir Türkiye’ye karşı küstahlık yapıyorlar? Aynı inancı paylaşanlar anlaşacaksa, dinleri aynı olan Araplar neden birbirleriyle uğraşıyorlar? Uluslaşmada duygu ve inancın yeri yok demiyorum; elbette duygu ve inancın da yeri var ama, uluslaşmak için önce dil birliği olacak.

Milletleşme devletleşmeyi getirir. Milletleşemeyen bir ulus devlet kuramaz. Bunu bilen düşman güçler, ezmek istedikleri bir ulusun önce dilini bozarlar. Şu anda Türk ulusunun yaşadığı en büyük sıkıntı, kendi dilindeki sözcükleri bırakarak başka dillerin sözcüklerini kullanmaya başlamış olmasıdır. Kimimiz başka dillerden aldığı sözcüklerle Türkçemizi bozuyor, kimimiz “dindarlık” sanarak Arapça ve Farsça sözcüklerle Türkçemizi kirletiyor.

Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetenler bir marifet, bir üstünlükmüş gibi konuşmalarının arasına Arapça-Farsça sözlükler sokuyorlar. Belediyeler yönettikleri yerin cadde, sokak ve parklarına Arapça-Farsça adlar konuyorlar. Din görevlilerimiz/Diyânet bu konuda yozlaşmanın öncülüğünü yapıyor. Câhil ve soyguncu tarîkat-cemâat kesiminin tuzağına düşen halkımız Arapça birkaç sözle kendisini avutuyor.

Dört yanınıza bakınız, millî eğitim ve devlet tarafından bilinçlendirilmemiş oldukları için Türk insanı özünü ve kabuğunu değiştiriyor; coğrafya ve geçmişine yabancılaşıyor.

Türklerin, Türkçenin dışındaki dillere özenmesi beni neden bu kadar rahatsız ediyor, neden fırsat buldukça bu konuya değiniyorum? Biz kendi anadilimizi bozarsak; doğru algılayamayız, sağlıklı düşünmeyiz, çevremizdeki ve ülkemizdeki gelişmeleri doğru kavrayamayız da ondan.

Türklerin geçmişten bugüne gelişlerinde Türk dili çalışmalarının, Türkçe söyleyip Türkçe çalan Türk ozanlarının, Türkçeye önem veren devlet adamlarının büyük katkısı olmuştur. Kaşgarlı Mahmut, Ahmet Yesevî, Yunus Emre, Karacaoğlan, Karamanoğlu Mehmet Bey, Mustafa Kemâl Atatürk gibi insanların Türkçeye katkılarını saygıyla anmak gerekiyor. Kaşgarlı Mahmut’un Divan ı Lügat ü Türkî si, Karamanoğlu Mehmet Bey’in Türkçe ile ilgili fermanı, Atatürk’ün kurduğu Türk Dil Kurumu ve millî eğitimimizle ilgili devrim niteliğindeki çalışmaları olmasaydı; bugün birbirimizi daha az anlar olacaktık.

 

Devamı var

 

17.01.2018

Yusuf DÜLGER

About admin

Check Also

Man Adası Belgeleri Gerçekmiş

Türk kamuoyunu epey meşgul etmişti; bu, Man Adası dekontları. Sn. Kılıçtaroğlu, yaklaşık 15 milyon dolarlık …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir