Home / Yazarlar / Kötülük Toplumu

Kötülük Toplumu

Olumsuzluklardan söz etmek sıkıcıdır ama insanı uyandıracağı için yararlıdır. Yazıma Yaşar Nuri Öztürk’ün “Kötülük Toplumu” kitabından yapacağım bir alıntı ile başlıyorum:

“Öyle bir zaman gelecek ki, nesiller iktidara tapacak kadar düşkünleşecekler, kaba güç onlara doğru görünecek ve iyiye duyulan saygı ortadan kalkacak. Sonunda, artık hiç kimse yanlışlıklara kızmaz olunca ya da hiç kimse kötülüklerin varlığından utanç duymaz olunca Zeus onları yok edecek. Yine de, eğer sıradan halk kendisine baskı yapan egemenlere karşı ayağa kalkacak ve onları alaşağı edecek olursa o zaman bile bir şeyler yapılabilir.”  (Yunan Efsanesi)

Yunan Efsanesi’ndeki bu tablo bugünkü Türkiye’yi resmediyor. İnsanlarımızın çoğu Yaratan’a tapar gibi bir iki parti başkanına, para babalarına, din baronlarına tapıyorlar, onları “mutlak doğru, mutlak irâde” (Tanrı) olarak görüyorlar. Bu putçular/şirkçiler hızlarını alamıyorlar; eş, oğlan, kız ve sözlerinin geçtiği diğer kimselere de putçuluğu aşılıyorlar.

İnsanların düşünce düzeyi düştükçe putlaştırılan siyâsî, dinî, iktisâdî zorbalar putçuları kırbaçlıyorlar. Putçular kırbacı yedikçe: “Buna da şükür” diye seviniyorlar. Böyle bir ortamda dürüstler öteleniyor; düşünme özgürlükleri, yaşama hakları zora giriyor yahut ellerinden alınıyor. Bunun en açık örneklerinden birisi 2007’de yaşanan Balyoz-Ergenekon kumpaslarıdır.

Dikkat ederseniz, Türkiye’nin son yıllarında haksızlık, çocuklara tecavüz, rüşvet, insan, hayvan ve doğa katliamları gibi düşkünlükler arttı. Daha acı olanı; toplum bu insanlık dışı ahlâksızlıklara kızmıyor, isyan etmiyor, anormallikler normalleşiyor. Kamu vicdanı bu vahşilikleri boğacağı yerde; parayla, ona buna yamanmayla meşgul. Türkiye’nin elit kesiminden, aydın, hukukçu ve sosyologlarından bir ses yok. Millet kaptansız bir gemide sallanıp duruyor.

Yunan Efsanesi kötülüklerin yok olacağından, kamu vicdanının egemenlere karşı ayaklanacağından, batarken bile bir şeyler yapmak gerektiğinden, umutlu olmaktan söz eder. Olması gereken, doğru olan budur. Tarih bunun örnekleriyle doludur. “Battı, bitti” sanılan uluslar içlerinden  çıkardıkları kahramanlarla, kurdukları örgütlerle ayağa kalktılar, işkence çektiler, canlarını verdiler ama insanlığa katkıda bulundular.

Eski Yunan mitolojisine göre Zeus Tanrıların başıdır; hukuk, düzen ve adâleti temsil eder. İnanışlara göre Tanrılar (Tanrı) hep hukuk, dirlik ve adâleti ister. Bin yıllar öncesindeki insanların haklı isteklerini biz bugün, bazı imkanlara rağmen hala hayata geçirememiş isek; pasifiz, insanî erdemlerin bazılarından yoksunuz demektir. Örgütlenmenin avantajlarını kullanarak, yerel ve evrensel hukûktan yararlanarak, “hakça” bir düzeni kurmak, zorba egemenleri hizaya getirmek mümkündür. Bunu başaramazsak daha çok ağlarız.

Kötü insanlar, kötü toplumlar sürekli suç işlediklerinden, suçluluk rûhuyla yaşadıklarından kuşkulu ve korkak olurlar. Böyleleri geçicidirler, ufacık bir sarsıntıda yıkılırlar. Bunların güç ve şöhretleri mevsimliktir. Mısırlıların eski, Türklerin yakın geçmişinde bunu görürüz. Öyleyse bize düşen görev; Firavun, Karun, Damat Ferit yapılıların saltanatlarını sonlandırmaktır. Bunu yapmazsak: “Kötüler kendilerine tahammül edildikçe daha çok azarlar.” (Tolstoy)

Kötüler ve kötülük toplumuyla uğraşmak insânî bir görev olduğu kadar dinî bir görevidir de. Tanrı Kuran’da: “İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten alıkoyan bir topluluk olsun; işte onlar kurtuluşa erenlerdir” (Al i İmran: 104) der. Bugün toplumumuzda: “Müslüman olarak ibâdetlerini yaparsan, bir tarîkat şeyhinin önüne diz çökersen, “dindar” (?) bir partiye oyunu verirsen, kimsenin etlisine-sütlüsüne karışmazsan kurtuldun” gibi yanlış bir inanış var ve bu inanış durmaksızın, sürekli yerleştiriliyor.

Yok böyle bir şey. Kötülerin ve kötülüklerin karşısına dikileceksin. Çevrendeki ve dünyadaki haksızlıklara karşı çıkacaksın. Ortaçağ papazlarının: “Sağ yanağına bir tokat vuran olursa sol yanağını çevir” anlayışına karşı çıkacaksın, Ortaçağ’ın Katolik mistiği olmayacaksın. Kuran’ın ifâdesiyle, işte o zaman kurtuluşa ereceksin.

 

            Yusuf DÜLGER

About admin

Check Also

Kadınlarımız. (70. Bölüm)

Kadınlarımız, isimli yazı dizisinin; 70. Bölümünü, anlatacağım. Kadınların Mücadeleleri Ve Örgütlenmeleri: Ellerinde, kalemleriyle savaşan kadınlar. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir